Category Archives: TARAF GAZETESİ YAZILARI

Özgürlüğü tehdit eden maddeler

Başbakan’ın vesayet kurumu olan MGK üzerinden devlet sırrı ve özgürlük tanımı yapması demokratik kültür ve bilinç açısından sorunlu. Hele aksi düşüncede olanları, söyleyecek sözü bulmakta zorlananların en son başvurdukları çare olan vatana hıyanetle suçlaması, kendisini otoriterliğe kayıyor diye eleştirenlere fazlasıyla hak verdiriyor. Acaba Başbakan,Taraf Gazetesi mensuplarına uygulatmak istediği Türk Ceza Kanunu maddelerinin 1930 tarihli İtalyan Ceza Kanunu’ndan eski TCK’ya alınmış ve oradan da yeni kanuna aktarılmış olduğunu biliyor mu?

İlkesiz siyaset ve MGK

1961 Anayasası’yla MGK içinde iktidarı paylaşmaya başlayan askerî bürokrasi, 1982 Anayasası ile MGK’nın karar alabileceği alanın genişletilmesi sonucu Bakanlar Kurulu’nu daha ağırlıklı bir şekilde etkilemeye başlayacaktı. Bu vesayet yaklaşımı, toplumsal barış, huzur ve güvenliğin sivil demokratik sistemin asli organlarınca sağlanamayacağı varsayımına dayanıyordu. 1982 Anayasası’nın 118. maddesinde 2001 yılında yapılan değişiklikle MGK’nın görev alanı şöyle düzenlendi: “Milli Güvenlik Kurulu, Devletin milli güvenlik siyasetinin tayini, tespiti ve uygulanmasıyla ilgili alınan tavsiye kararları ve gerekli koordinasyonun sağlanması konusundaki görüşlerini Bakanlar Kuruluna bildirir. Kurulun, Devletin varlığı ve bağımsızlığı, ülkenin bütünlüğü ve bölünmezliği, toplumun huzur ve güvenliğinin korunması hususunda alınmasını zorunlu gördüğü tedbirlere ait kararlar Bakanlar Kurulunca değerlendirilir.

İstiklal Marşı Kürtçe okunabilir mi

Hannah Arendt’e göre bir devlet formasyonu olarak ulus-devlet, yapısal bir eğilim sonucu ulusal azınlıkları kendi dışına atar. Arendt, ulus-devletin belirli bir ulusal kimliği ifade ettiğini, uyumlu bir fikir birliğiyle kurulduğunu, devlet ile ulus arasında mütekabiliyet bulunduğunu, bu nedenle de devletin gereklilikleriyle bağdaşmak üzere tekil veya homojen bir niteliğe büründüğünü belirtir. Devlet, meşruiyetini ulustan almakta, “ulusal aidiyet” niteliğini karşılayamayanlar gayrimeşru konuma itilmekteler. Ulusal aidiyet biçimlerinin karmaşıklığı ve çeşitliliği gözönüne alındığında ulus-devlet kendi meşruiyet temelini ulus sözcüğünü üretip yenileyerek pekiştirmekte.

İktidarın merkezde şahsileşmesi

Devlet iktidarı merkezde güçlenerek yetkileri biriktirmiş ve merkezî iktidarı dengeleyecek erkler oluşmamışsa orada demokrasi kapıda bekliyor demektir.

1215’te İngiliz baronları (feodalleri) Londra’da Magna Carta Libertatum ile Kral Yurtsuz Jean’ın yetkilerini sınırlıyorlardı. Zaman içinde burjuvaların 17. yüzyıla ait çeşitli bildiri ve belgelerle hukuk güvenliği ve müşterek hukuk (common law) olarak bu çizgiyi sürdürmeleri monarşi etrafında demokratik bir gelişmenin kapılarını açarken, Osmanlı İmparatorluğu 1808’de Sened-i İttifak ile tökezliyordu.

Ahmet Kaya

Babası Adıyaman’dan Malatya’ya iş bulmak uğruna göç etmiş bir Kürt, annesi bir Türk. Ahmet Kaya, kimliklerin, kültürlerin, bir tayf gibi birbirine karıştığı, genlerin melezleştiği bir coğrafyanın çocuğuydu. Yıllarca süren uğursuz bir çatışmanın, kanlı bir savaşın tarafları olan Kürt ve Türk etnik kimliklerinin birbirine karıştığı bir özet, bir itiraf, bir çığlıktı. 1957 yılı sonbaharında doğan Ahmet Kaya göçlerle başlayan ve zorunlu bir sürgünle biten yaşamında toplumsal, kültürel ve siyasal altüst oluşların, kimlik arayışlarının sarmalında, ötekileştirilmiş olmayı fark etmenin bilinciyle yaşayacak ve darbeler döneminin ve sonrasının acılarında şarkılarıyla isyan edecekti. Meydan okurcasına, cesurca ve insanca.

Askerlikte hak ihlalleri (2)

Türkiye, Mısır ve İran gibi ordu mevcudunun yarıdan çoğunu, zorunlu askerlik yoluyla hizmete aldığı askerlerden oluşturmakta. Yükümlülük gereği askerlik yapanların önemli bir kısmı kırsal kesimden gelmekte, meslek sahibi olmamakta hatta dil sorunları bulunmakta. Ordu içindeki hiyerarşik yapının disiplin anlayışı, kültürel kodlar ve ideolojik tekçi zihniyet askerlik yükümlülüğünü yerine getiren gençlerin ezilmesine, aşağılanmasına neden olmakta. Disiplin anlayışı, 19. yüzyılın katı ve kimliği yok edici disiplin anlayışında takılı kalmıştır. Askerî mevzuat hukuki güvence sağlamaktan, astın hukukunu korumaktan uzaktır. 6413 sayılı ve 31.01.2013 tarihli TSK Disiplin Kanunu ile ‘Disko’ olarak tabir edilen hücre hapsinin disiplin cezası olmaktan çıkarılması olumlu bir gelişme olmakla birlikte yeterli değildir.

Askerlikte hak ihlalleri

Zorunlu askerlik sırasında yaşanan hak ihlalleri ile mücadele etmek amacıyla 2011 yılı nisan ayı başlarında kurulan Asker Hakları internet sitesi, bir yıl içinde siteye gelen başvuruların örneklerini ve başvurulara dair sayısal verileri bir rapor hâline getirdi, kamuoyuna açıkladı ve yayınladı. Bu konuda bir ilki de gerçekleştirmiş oldu. Ancak aradan bir yıl geçmesine rağmen hak ihlalleri devam ediyor. Kuşkusuz bu çaba çok az sayıda insanın imkânsızlık içerisinde, özveriyle gerçekleştirdiği önemli bir başlangıca imkân veriyor. Rapor kapsamında değerlendirmeye alınan 431 başvurudan çıkarılan sayısal verilere göre birinci sırayı 201 başvuru ile hakaret ve aşağılama, ikinci sırayı 162 başvuru ile kasten yaralama almakta. Sırasıyla diğer başvurularda aşırı fiziksel aktiviteye zorlanma, yeterli sağlık hizmeti alamama, tehdit edilme, iftiraya uğrama, mobbing, şahsi işlerde çalıştırılma, uykusuz bırakma fiillerine maruz kalındığı ifade edilmiş. Bunun dışında askerler arasındaki devrecilik anlayışı ve uygulaması sonucu ortaya çıkan psikolojik baskı ve şiddet fiilleri sözkonusu.

Roboski vicdanın adı

Şırnak’ın Uludere (Qilaban) ilçesine bağlı Roboski köyünde 28 Aralık 2011 tarihinde savaş uçaklarının gerçekleştirdiği bombardıman sonucu çoğu çocuk 34 sivil yurttaş yaşamını yitirdi. Olayla ilgili soruşturmayı yürüten Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, görevsizlik kararı vererek dosyayı Genelkurmay Başkanlığı Askerî Savcılığı’na gönderdi. Oysa 34 sivil yurttaşın ölümüyle sonuçlanmış ve sivil mahalde işlenmiş bir olayın soruşturmasının askerî yargıya havale edilmesi bir hukuk devletinde kabul edilemez.

Yoklama kaçağı ve bakaya kalanlar

Başbakan Tayyip Erdoğan, yaklaşık 600 bin yoklama kaçağı ve bakaya kalan askerlik yükümlüsünün yakalanarak en yakın askerî birimlere teslim edileceğini açıkladı. Bu açıklamanın ardından Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı çalışmalara başladı. Yapılacak uygulamaya göre GBT sistemi aktif hâle getirilerek, yoklama kaçağı ve bakaya kalanlar yol ve trafik kontrollerinde yakalanıp, gözaltına alınmadan en yakın askerlik şubelerine teslim edilecek. Mesai saatleri dışında yakalanan kişilere ise 15 gün içinde askerlik şubesine gidip kayıt yaptırmaları yönünde uyarıda bulunulacak.

İktidar nereye koşuyor

Türk Medeni Kanunu, “Kişiler Hukuku” başlıklı 1. kitabın 8. maddesinde kişi ve kişiliği bağlantılı olarak tanımlamıştır. Buna göre her insanın hak ehliyeti vardır ve bütün insanlar, hukuk düzeninin sınırları içinde haklara ve borçlara ehil olmada eşittirler. Tanımda özne insan olup hiçbir ayrıma gidilmemiştir. Kuşkusuz kişilik hakları bakımından insanın manevi varlığı önemlidir. Konumu, cinsiyeti, inancı, ırkı, cinsel tercihi ne olursa olsun manevi varlığın korunması ancak özel hayatın güvence altına alınması ve gizliliğine uyulmasıyla mümkündür. Özel hayatın tanımını yapmak çok zor olup Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de kararlarında buma işaret etmiştir. Kişinin ortak alan olan kamuya açık yaşam alanı dışında kalan ve ailesi ve yakınlarıyla paylaştığı “özel alan” ile çok güvendiği kişilerle paylaştığı “en dar yaşam alan” özel hayat kabul edilir. Ancak özel hayat alanı, değişebilen ve kendi dinamikleri olan bir alandır.