Monthly Archives: Eylül 2013

Polisin meşruiyeti ve demokratik denetimi (2)

Polislik eğer hukuk kuralları içinde, toplumsal uzlaşmaya ve rızaya dikkat edilerek yapılıyorsa geçerli ve meşrudur. Polisin meşruiyeti toplumsal uzlaşmaya ve rızaya dayanabileceği gibi zor kullanmaya da dayanabilir.

Eğer siyasi ve toplumsal alanda kutuplaşmalar, gerilimler, çatışmalar varsa ve bu gerilimler ve çatışmalar uzlaşma-işbirliği içinde yumuşatılamıyorsa, sorunlar siyaset aracılığıyla ve siyasi yollardan çözülemiyorsa, hele siyasi aktörler kışkırtıcı bir dil kullanıyorlarsa siyasete ve topluma şiddet egemen demektir. Yani Elias’ın deyişiyle “medeniyetsizlik”. Medeniyetsiz bir toplumun ya da rejimin polisi ancak zor kullanmaya dayalı polislik yapabilir.

Polisin meşruiyeti ve demokratik denetimi

Yurttaş olarak hukuk devleti güvencesi altında değil, polis-devlet uygulamaları altında yaşıyoruz. Polisten kim sorumlu? Siyasi iktidar. Peki, polis meşruiyetini kaybedecek uygulamalar yapıyorsa ve polisi hukuk içine çekecek iktidar aksine bu uygulamaları destekliyorsa doğrudan sorumlu olmaz mı? Medeni Yıldırım ile başlayan en son Ahmet Atakan ile devam eden yedi gencin ölümü neyi gösteriyor? Demek ki; ister asker iktidarı ister sivil iktidar olsun orantısız güç kullanmak meşrulaştırılabiliyor.

Kafka’nın kafesi, Elias’ın medeniyeti

Kafka bir özdeyişinde “Kafesin biri, bir kuş aramaya çıktı” derken, içine doğulan toplumun ve dünyanın tüm kurumlarıyla birlikte insanı nasıl esirleştirdiğini bu metaforla anlatır. Şato isimli romanda K. kendini kabul ettirebilmek için kafese girmeye rıza gösterir. Onun için yaşam, sorumluluklar içinde ve özgürlük yanılsamaları ile avunduğu kocaman kafesten başka bir şey değildir. Dava isimli romanda da K.’nın çevresi, bürokrasi, yargı, din, iş dünyası gibi kurumlarla ve kafese girmiş insanlarla çevrilmiştir. İktidar otoritesi adeta avını aramaya çıkmış kafesi andırır. İnsan, kafesin içine doğar ve kafesten kaçtığını sandığı her an bir başka kafes onu çevreler. Dava’da K. tutuklanır, onun diğer insanlardan tek farkı K.’nın içine kapatıldığı kafesin farkına varmış olması ve onun dışına çıkabilme çabasıdır. Farkına varmamak insanları huzurlu kılarken farkında olmak, K.’nın mutsuzluğunu belirler. Sonuçlarına katlanmak şartıyla kendi var oluşumuzu belirleyebiliriz. K. kararını verir ve sonuçlarına da katlanır.

Siyasi birlik için yerelde demokrasi

Üniter devlet olan bölgesel devletlerde de siyasal iktidar tektir. Siyasal planda birliği sağlama amacı tüm bölgesel devletler için temel olup, devlet olmanın hedefinde bu vardır. Ancak siyasi birlik değişik tekniklerle sağlanmıştır. Özerklik sadece farklılıkların yarattığı çatışma ve gerilimlerin yönetilmesinde barış içinde birlikte yaşamayı sağlayan bir seçenek sunmaktadır.

Mış gibi anayasası

Anayasa Uzlaşma Komisyonu, “mış gibi” yaparak, yeni anayasa inşa ediyormuş izlenimi vermeye çalışıyor. 1982’de darbecilerin yaptıkları resmî dil tanımlamasına sahip çıkıyor. Allahtan Komisyon’da Kürtler var. Yoksa bu Türk- Müslüman- Laik ittifakı millete oybirliğiyle yeni anayasa yaptıklarını söyleyeceklerdi. Bu komisyon, etnik vurgusu olmayan demokratik bir başlangıç metnine ve vatandaşlık tanımına yanaşmıyor, anadiliyle eğitim hakkını tanımıyor, bölgelere yetki vermeyi düşünmüyor. Bu antidemokratik ittifak, BDP’nin önerdiği vicdani ret hakkını, Türkiye bu konuda AİHM tarafından defalarca mahkûm edilmesine rağmen ret ediyor. Kürtler, komisyonda herkes için demokrasi istiyor. Müslüman, laik Türkler direniyor.