Sürekli istisna hâli

İtalyan felsefeci Giorgio Agamben’e göre istisna hâli, siyasal belirsizlik veya nedeni ne olursa olsun bir kriz durumunda, belli bir siyasal düzenin devamının sağlanması adına hukukun askıya alınmasıdır. Krizle veya gerilimli bir belirsizlikle kesintiye uğrayan toplumsal ve siyasi işleyişin sürekli bir hâl alması diğer bir deyişle hukuksuzluğun artık normal bir durum hâline gelmesidir. Böylece istisna hâli yasal biçimi olmayan şeyin yasal biçimini alır. (Giorgio Agamben, “İstisna Hali”)

Siyasi sistemle bütünleştirilemeyeceklerine karar verilen yurttaşların ötekileştirilmelerinin ötesinde bedenen de ortadan kaldırılmalarına izin veren ve yasal bir iç savaş olarak görülen istisna hâli modern totalitarizmin bir sonucudur. Tıpkı zorla kaybedilenlerin durumunda olduğu gibi… Hukukun askıya alınmasının ortak iyilik için geçerli olabileceği fikri Ortaçağ dünyasına yabancıdır. Her kim hukuk amacına (ortak iyiliğe) ulaşmayı amaçlıyorsa, hukukla yol almak zorundadır. (Dante)

Agamben, hem Mussolini’nin faşist rejimine hem Hitler’in Nazi rejimine karakteristik özelliğini veren şeyin yürürlükteki anayasaların varlıklarını (İtalya’da Alberto Yasası, Almanya’da Reich Anayasası) sürdürmelerine izin vermeleri, yasa ve anayasanın yanına “ikili devlet” olarak tanımlanmış bir paradigma uyarınca ikinci bir yapıyı yerleştirmeleri olduğu saptamasını yapmaktadır. Böylece çoğunlukla hukuki açıdan resmî bir yapıya kavuşturulmamış olan bir ikinci yapı istisna hâli sayesinde ötekiyle yan yana var olabilmiştir. Bugün istisna hâlinin yönetimler için bir paradigmaya dönüştüğü görülmektedir. Hukuk istisna hâlini bünyesine katarak kendini askıya almaktadır. Bu durum küresel düzeyde uluslararası hukukun ve evrensel hukuk ilkelerinin askıya alınması ve istisna hâlinin küresel sisteme katılması şeklinde görülmektedir.

ABD Başkanı Bush’un 13 Kasım 2001 tarihli askerî emrinde bu açıkça görülmektedir. Bu emirle Bush terörist faaliyetlere karıştığından kuşkulanılan ABD yurttaşı olmayan kişilerin süresiz alıkonulmalarına ve askerî komisyonlarca yargılanmalarına izin vermiş ve Guantanamo hapishaneleri evrensel hukukun mezarlığı olmuştur. ABD sadece yabancılar bakımından değil, kendi yurttaşları bakımından da özgürlükleri kısıtlayıcı düzenlemelere gitmiş, böylece Amerika’nın temellerini oluşturan ilkelere bağlılığını kopardığını, hukuku askıya aldığını ve istisna hâlini normalleştirdiğini göstermiştir.

Agamben, siyaseti şiddet ile hukuk arasındaki bağı kesen bir eylem olarak görmekte ancak bu şekilde açılacak uzamdan yola çıkarak, hukukun istisna hâlini yaşama bağlayan düzeneğin devre dışı bırakılmasından sonra “saf” bir hukuku karşımızda bulacağımızı belirtmektedir.

Türkiye’yi yönetenler daima, adaletin devletin temeli olduğunu, devletin hukuk kuralları içinde hareket ettiğini öne sürerken sayısız örneklerde görüleceği üzere ülkemizde de kalıcı bir istisna hâli yaşanmakta. Burada sözkonusu olan yasanın gücü şeklinde hukuku askıya alarak onu koruduğunu öne süren bir hukuk kurmacasıdır. (fictio iuris Agamben, a.g.y.)

Kalıcı hâle gelen istisna hâlinden çıkmanın yolu, geçmişle hesaplaşarak, devleti demokrasinin, hukukun ve özgürlüklerin emrinde bir aygıt durumuna getirecek, farklılıklarımızla birlikte barış, özgürlük ve hukuk güvenliği içinde yaşamamızı sağlayacak ve toplumsal mutabakatı yenileyecek yeni bir inşadan geçmektedir.

 

kaynak:

http://www.taraf.com.tr/umit-kardas/makale-surekli-istisna-hali.htm

Bir Cevap Yazın