DE FACTO BAŞKANLIĞA DOĞRU

AKP,başkanlık sistemi ısrarından vazgeçmiş görünüyor.Ancak,1982 Anayasası’nda askeri darbenin lideri Kenan Evren için öngörülmüş yetkiler parlamenter sistemi yarı başkanlık sistemine yaklaştırmış durumda.Halkın seçtiği, güçlü,icraatın içinden gelen  bir cumhurbaşkanının bu yetkileri kullanma şekli sistemi de facto  başkanlık sistemine çevirebilir.
Anayasanın 104. maddesi ile Cumhurbaşkanına yasama,yürütme ve yargı alanında önemli yetkiler tanınmıştır.Yürütme alanındaki yetki alanı ise  oldukça geniş olup,bunlardan önemli olanlarını sıralayalım.Başbakanı atamak ve istifasını kabul etmek,Başbakanın teklifi üzerine bakanları atamak ve görevlerine son vermek,Milletlerarası antlaşmaları onaylamak ve yayımlamak,Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kullanılmasına karar vermek,Genelkurmay Başkanını atamak,Milli Güvenlik Kurulunu toplantıya çağırmak ve başkanlık etmek,Başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu kararıyla sıkıyönetim veya olağanüstü hal ilan etmek ve kanun hükmünde kararname çıkarmak,Kararnameleri imzalamak,Yükseköğretim Kurulu üyelerini ve Üniversite rektörlerini seçmek,Devlet Denetleme Kurulunun üyelerini ve başkanını atamak ve kurula inceleme,araştırma yaptırtmak.
Sayın Abdullah Gül dahil,1983 yılından bu yana cumhurbaşkanlığı yapanların kullanmadığı ancak kullanıldığı takdirde Türkiye’yi de facto başkanlık sistemine götürecek yürütme yetkisi ise şöyle.”Gerekli gördüğü hallerde Bakanlar Kuruluna başkanlık etmek veya Bakanlar Kurulunu başkanlığı altında toplantıya çağırmak” Bu yetkiyi kullanacak olan cumhurbaşkanının hiç kuşkusuz Bakanlar Kurulunun gündemini belirleme ve yürütmeyi yönlendirme yetkisi var.Bu yetkinin kullanılması Cumhurbaşkanını doğrudan tek belirleyici kılar.Hele partiden gelen ve partisinin üst yönetimini köşke gitmeden önce kendine göre belirleyen bir cumhurbaşkanı başbakanı işlevsiz kılabilir.
Bu sakınca halkın oylarıyla seçilecek her cumhurbaşkanı için söz konusu.Ancak, büyük projeler ve icraatlar ile tatmin olan,tek belirleyici olmayı ve kontrol etmeyi seven ve gönlünde başkanlık hayali olan Başbakan Erdoğan için bu durum daha ihtimal dahilinde.Köşke gitmeden muhtemel mutemet başbakanı da belirleyecek olması durumunda sayın Erdoğan’ı Çankaya’da Bakanlar Kurulu toplantılarına başkanlık ederken görmek sürpriz olmasa gerek.Herhalde bunun adı da “de facto (fiili) başkanlık”  sistemi olacaktır.
367 garabetine tepki olarak cumhurbaşkanını halka seçtirme düzenlemesine gidilmesi doğru olmamıştır.Görüldüğü gibi Cumhurbaşkanına tanınan yetkiler cumhurbaşkanının yönetme hırsına göre sistemi yarı başkanlıktan öteye başkanlığa taşıyabilmektedir.Anayasa üzerinde uzlaşılırken cumhurbaşkanlığı makamını yetkilerden arındırarak sembolik hale getirmek ve  seçme yetkisini tekrar TBMM’ye tanımak uygun olacaktır.
Cumhurbaşkanının yetkileri aynen kalacaksa, AKP, halk tarafından seçilecek de facto başkanın karşısına onu dengeleyecek nitelikte bir başbakanı koymanın yolunu bulmak zorundadır.

Bir Cevap Yazın