Bekçileri kim bekleyecek

Dünyada insan olmaktan daha büyük bir sorumluluk yoktur. “Bütün insanlar ölür” bir doğa yasasıdır ve bu yasadan kurtuluş yoktur. Oysa normlarda durum böyle değildir. “Olması gerekeni” yerine getirecek olan insandır. İnsan ise, değişik nedenlerle norma aykırı davranma imkânına sahiptir. Nitekim “insanları öldürmemelisin”, “çalmamalısın” diyen din ve ahlak yasasına rağmen birçok kimse insan öldürür ve çalar. İnsan varlığını, tinsel yani akli ve manevi yanıyla ortaya koyabilir, davranışlarına bir anlam verebilir. İnsanı bütün diğer canlılardan ayıran yüksek değerler burada bulunur. Aynı biçimde davranan hayvandan değişik olarak “nasıl davranmalıyım” diye soran insana tek doğru cevap “değerli olanı yap” buyruğu buradan gelir. Mesele birer “olması gereken”i söyleyen bu değerleri insanın nasıl gerçekleştireceğidir.

 

Bekçileri kim bekleyecek” sorusu ilk kez milattan 150 yıl sonra yaşamış şair Juvenal tarafından sorulmuştur. İktidarın bozucu, gücün yozlaştırıcı etkisi tarihsel olarak yaşanan bir gerçek. Tüm iktidar sahiplerinin beklediği, ideolojiler ve çıkarlar üzerinden itaattir. İktidar, itaati toplumun huzuru için zorunlu bir toplumsal kural olarak sunar ve üretir. İtaat, başkana, patrona, çoğunluğun kararlarına, tahakküme ve tahakkümcü yapılara, çoğunluğun ezici otoriter yasalarına, yöneticilerin iktidarı kötüye kullanmalarına, militarizme boyun eğmedir. Herkesin tahakküme boyun eğip, itaat ettiği yasa ya da uygulama eğer özgürleştirici ve adaleti sağlayıcı bir ahlak ve demokratik bir değer içinde yer almıyorsa buna hayır diyebilecek bir özgür irade ve cesaretin var olması önem göstermektedir.

 

Seçilen kral, onu seçen yurttaşlarla aynı özdendir. Onlardan aldığı yetkiyle onları yönetir. Uygulamada ise başkanlar ve başbakanlar kendilerini üstün varlıklar olarak hissederler. Baştan böyle düşünmeseler bile, bunu kendilerine hissettirenleri çevrelerine toplarlar. Kendi sınırlarını aşan hayallerine ket vurulmasını istemez, eleştiriye ve kontrol edilmeye gelemezler. Bu zaafı önlemek için Roma Cumhuriyeti’nde konsüllerin yanından ayrılmayan ve bir zaferden sonra Kapitol tepesine çıktıkları zaman onlara durmadan “unutma sen de bir insandan başka bir şey değilsin” diyen görevliler bulunurmuş.

 


Liberal eğilim
, yönetenlerin otoritesinin, yönetilenlerin özgürlüğü yararına sınırlanmasını savunurken, otoriter eğilim yönetenlerin otoritesini yönetilenlerin zararına güçlendirmeyi öngörür. Güçlerin bölünmesi yönetenlerin yurttaşlar üzerinde otoriter egemenlik kurmalarını önleyici en iyi yollardan biridir. Montesquieu’nun sözleriyle “Güç, gücü durdurur”. Yargı gücünün diğer iki güç olan yasama ve yürütmeden bağımsız olması, yurttaşlar açısından hükümetlerin yetkilerini kötüye kullanmasına karşılık tam bir güvencedir.

 

Yolsuzluk ve rüşvet iddialarına ilişkin olarak yapılan savcılık soruşturmasına iktidarın ve Başbakan’ın gösterdiği tepkisel uygulamalar anayasal düzene yönelik müdahale noktasına gelmiştir. Soruşturmanın gizliliği, hukuk ilkeleri ve kanun ihlal edilerek yönetmelikle engellenmiş, bu tür soruşturmalarda delil elde edilmesi imkânsız hâle getirilmiş, böylece yurttaşların hükümetlerin yetkilerini kötüye kullanması karşısındaki hukuk güvencesi yok edilmiştir. Nitekim savcı, son operasyonda mahkemenin arama ve el koyma kararlarını polise uygulatamamıştır. İktidarın azmettirmesiyle polis suç işlemiş, iktidar kendi siyasi ve hukuki zeminini kaybetmiştir.

 

Bir Cevap Yazın