Yönetmelikle CMK’ya by-pass

Bakanlar Kurulu üyelerinin yakınlarına kadar ulaşan yolsuzluk ve rüşvet operasyonunda adli kolluk görevi yapan polislerin amirlerinden soruşturmaya ilişkin bilgi gizlediği ve bunun kabul edilemeyeceği yönünde eleştiriler yapıldı. Bu eleştiriyi değerlendirmek için ceza muhakemesi hukuku ilke ve düzenlemelerine bakmak gerekir.

 

Ceza muhakemesinin soruşturma evresinde savcı ve polisin görevi, maddi gerçeği bulmayı mümkün kılacak delilleri araştırmaktır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 157. maddesine göre savunma haklarına zarar vermemek koşuluyla soruşturma evresindeki usul işlemleri gizlidir. Soruşturma işlemleri gizli yapılmazsa, suç işleyen kişi, gerekli önlemleri alarak, delilleri yok ederek kamu davasının açılmasını imkânsız hâle getirebilir. Gizlilik bunun için soruşturma evresinin en önemli özellik ve ilkelerinden biridir.

 


5271
sayılı CMK ile birlikte kanundaki adli kolluk düzenlemelerine paralel olarak, polisin adli kolluk görevini ifa ederken uyacağı usul ve esasları gösteren Adli Kolluk Yönetmeliği yayınlanmıştı. Yönetmelik, Bakanlık ve HSYK genelgelerinde soruşturma evresinin başlangıcından itibaren adli görevi bulunmayan üstler tarafından adli kolluk sorumlularına hiçbir şekilde emir ve talimat verilemeyeceği, bir soruşturma başladığında adli kolluk sorumlularının savcının emrinde olduğu, soruşturma evresinin gizli olduğu ve bir suçun ortaya çıkması hâlinde adli kolluk görevlileri ve sorumlularının 5271 sayılı Kanun’a göre suçun soruşturulmasında tek yetkili olan Cumhuriyet savcısının emri altında bulunduğu, adli kolluğun, sıralı amirlerine ve mülki makamlara, meydana gelen adli olayları bilgi ve haber verme zorunluluğu bulunmadığı, aksine bir durumun tespiti hâlinde, Cumhuriyet savcısı tarafından ilgililer hakkında soruşturma açılması gerektiği belirtilmiştir.

 

Son operasyondan sonra CMK’da hiçbir değişiklik yapılmadan yani CMK by-pass edilerek Yönetmelik değişikliğiyle soruşturmanın gizliliği özellikle bürokrasi ve siyaset bakımından kaldırılmıştır. Şimdi neler değiştiğine bakalım.

 

Yönetmeliğin 3. maddesinde yapılan değişiklikle adli kolluk sorumlusu atanan bir görevli iken, mahallin en büyük amiri tarafından görevlendirilen komutan, amir ve sorumlu olarak tanımlanmış, ayrıca 3. maddeye ek fıkra getirilerek il Emniyet müdürü, ilçe Emniyet müdürü, il Jandarma komutanı, ilçe Jandarma komutanı, Sahil Güvenlik birlik komutanı, Gümrük Muhafaza müdürü için üst dereceli kolluk amiri tanımı getirilerek, bu görevlerde bulunanlar adli olayları mülki idare amirine derhal bildirmekle yükümlü kılınmıştır. (Yön.m.5/1-c ek)

 

Daha önce adli kolluk görevlileri, ihbar ve şikâyetleri, el koydukları olayları sadece C.savcılarına bildirirken, yapılan değişiklikle artık C.başsavcılığına ve en üst kolluk amirine bildirecekler. (Yön.m.6/2) 6. Madde’ye eklenen fıkrayla da en üst dereceli kolluk amirine adli kolluk görevlileri üzerinde gözetim, denetim, işbölümü yapma yetkisi verilmiş durumda.

 

Normlar hiyerarşisine göre kanunlar anayasaya aykırı olamayacağı gibi yönetmelikler de kanuna aykırı olamaz. CMK’da yer alan soruşturmanın gizliliği düzenlemesi dururken yönetmelik değişikliğiyle gizliliğin ortadan kaldırılması tamamen hukuka aykırıdır. Ancak en önemlisi artık bürokrasi ve siyaset alanında suç işleyenler bakımından gizlilik sözkonusu olamayacağından yolsuzluk, rüşvet suçlarının soruşturulması imkânı kalmamıştır. Savcılar bürokrasinin içine çekilerek etkisiz hâle getirilmiş, böylece yargının önü kesilmiştir.

 

Bir Cevap Yazın