Yoklama kaçağı ve bakaya kalanlar

Başbakan Tayyip Erdoğan, yaklaşık 600 bin yoklama kaçağı ve bakaya kalan askerlik yükümlüsünün yakalanarak en yakın askerî birimlere teslim edileceğini açıkladı. Bu açıklamanın ardından Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı çalışmalara başladı. Yapılacak uygulamaya göre GBT sistemi aktif hâle getirilerek, yoklama kaçağı ve bakaya kalanlar yol ve trafik kontrollerinde yakalanıp, gözaltına alınmadan en yakın askerlik şubelerine teslim edilecek. Mesai saatleri dışında yakalanan kişilere ise 15 gün içinde askerlik şubesine gidip kayıt yaptırmaları yönünde uyarıda bulunulacak.


Askerî Ceza Kanunu
’nun yoklama kaçağı ve bakaya kalmak suçlarını düzenleyen 63. maddesi hapis cezası verilmesini öngörürken, 31/03/2011 tarih ve 6217 sayılı kanunla, askerî kanunlarda yapılan değişikliklerle, öncelikle idari para cezası uygulaması getirildi. Bu değişiklikten önce 29/06/2006 tarihli ve 5530 sayılı kanunla bu suçların yargılanması görevi zaten askerî mahkemelerden alınıp, adli yargı mahkemelerine verilmişti.

Kendiliğinden askerlik şubesine giden ya da yakalanıp askerlik şubesine teslim edilen yükümlüye idarenin para cezası tefhim edilecek. Bu, sürecin bittiği anlamına gelmiyor. Çünkü para cezası içeren bu karara karşı Kabahatler Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca 15 gün içinde sulh ceza mahkemesine başvurma imkânı var. Ayrıca sulh ceza mahkemesinin kararına karşı da kararın tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde Ceza Muhakemesi Kanununa göre itiraz edilebilmekte. Bu cezaların yerine getirilmesi ise askerlik hizmetlerinin sonuna bırakılıyor. Sözkonusu idari para cezası kesinleştikten sonra bu suçları tekrar işleyenler artık doğrudan adli yargı mahkemelerinde yargılanacak.

Yoklama kaçağı ve bakaya kalmak suçlarının çok sayıda yükümlü tarafından işlenmiş olması mevcut askerlik rejimindeki sorunlu yapının bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.Dünyada zorunlu askerliğin tasfiye edildiği ve profesyonel orduya geçildiği bir dönemi yaşıyoruz.


NATO
ve AB üyesi ülkeleri arasında zorunlu askerliği sürdüren, Türkiye dâhil, sadece sekiz ülke bulunmakta. (Arnavutluk, Almanya, Estonya, Finlandiya, Yunanistan, Norveç, Avusturya ve Güney Kıbrıs). Bir ordu içinde zorunlu askere alınan insan sayısı mevcudun yüzde 60-70’ini buluyorsa bu ordulara kitle orduları (mass army) denmekte. Açıklanan son sayılara rağmen Türk ordusu, kitle ordusu sayılır. (268.359 profesyonel + 378.359 erbaş ve er = 647.939)

Profesyonel ordular dışında kalan ordular, askere almada uygulanan yöntemler bakımından üçe ayrılabilir. Bazı ülkelerde seçim yapmadan sağlıklı herkes orduya asker olarak alınmakta (Türkiye, İran ve Mısır). Bazı ülkeler ise seçim yaparak orduya asker alırlar. Bu ülkeler asker olarak seçmediklerine kamu hizmeti yaptırırlar (İsrail ve Çin). Vicdani ret hakkını tanıyan bazı ülkelerde ise yükümlüler kendi inançları doğrultusunda askerlik hizmeti veya alternatif hizmet arasında seçim yaparlar. Avrupa Konseyi’nin Türkiye ve Azerbaycan dışında kalan tüm ülkelerinde vicdani ret hakkı tanınmış bulunmakta.

Kitle ordusu olmanın sosyo-ekonomik açıdan, yükümlü yurttaşlara getirdiği sıkıntıları gözardı etmemek gerekir. Önemli sayıda yükümlünün neden askerlik yapmaktan kaçındığını anlamaya çalışmak ve kitle ordusu olmanın ve zorunlu askerliğin olumsuz etkisini değerlendirmek adil bir yaklaşım olur. Yaklaşık 600.000 kişiyi yüksek miktarda para cezasıyla cezalandırmanın suç siyaseti açısından bir yarar sağlamayacağı açık.


Sözkonusu yükümlülere, belli süre içinde askerlik şubelerine başvurmaları koşuluyla af getirilmelidir.

Bir Cevap Yazın