Kurban ritüeli

İnsanlık tarihinin en eski ritüellerinden biri kurban sunmak, kurban kesmek eylemidir. Kutsal ya da dinsel amaçlarla sembolik bir sununun doğaüstü alandaki güçlerle barışıklığı sağlamak ve şükür etmek adına hediye edilmesi. Daha sonraları Tanrıların insanlardan uzaklaşıp, yüce varlıklar hâline gelmesiyle insanın Tanrı’ya ait olduğu düşüncesi gelişmiş ve hediyenin yerini kurban olarak insan almıştır. Çeşitli toplumlarda doğaüstü güç veya güçlere parmak, el, kol, kulak, penis gibi organların vücuttan koparılarak sunulduğu olmuştur. Musevilik ve Müslümanlığın gereği olarak uygulanan sünnet ritüelinin, köklerinin çok eskiye dayanan bu uygulamanın bir devamı olduğu belirtilmekte. İnsan eti yemenin doğru bir uygulama olmadığı düşüncesine ulaşıldığında, onun tamamının yakılması uygulaması doğmuştur. 

Tek Tanrılı dinlerde, Hz. Muhammed’den önceki peygamberler, Tanrı’yla yaptıkları antlaşmaları genellikle Tanrı’ya kurban sunarak yürürlüğe sokmuşlardır. İbranilerin yeni doğan ilk çocuklarını kurban etme geleneği Hz. İbrahim ile son bulmuştur. Hz. İbrahim oğlu yerine koçu kurban eder ve koçun tamamı yakılarak ritüel tamamlanır.


Eski ahit
adı verilen Tevrat, İsrailoğulları adına Musa’nın Tanrı’yla arasında yaptığı bir antlaşmadır ve Musa bu antlaşmayı hayvan kanı ile geçerli kılar. 39 kitaptan oluşan Eski Ahit’in hemen her kitabında kurban konusuna değinilmiş, hayvanın ne tür işlemlere tabi tutulacağı ayrıntılı bir şekilde anlatılmıştır. Tevrat’ın çıkış kitabında Musa’ya şöyle denir: “Bütün ilk doğanlar benimdir; ve inekten ve koyundan, bütün hayvanların ilk doğan erkeklerin hepsi benimdir.


İsa
’nın çarmıha gerilmesi olayı, Tanrı ile Yahuda halkı arasında yeni bir sözleşmenin (Yeni Ahit) son kurban ritüelini simgelemektedir İsa, Musa’nın yaptığı ahdin zamanla bozulması üzerine kendisini kurban olarak sunar. İsa, dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı kuzusudur. İsa’nın dininde kanlı kurban yoktur. O son kurbandır. Kurban kanı akıtarak günahlardan arınılamayacağını belirten İsa, ümmetine kurban kanı akıtmamasını öğütler. Son akşam yemeğinde anlatıldığı gibi ekmek İsa’nın bedeni, şarap ise kanıdır ve bu kan günahların bağışlanması için akıtılan ahit kanıdır.

Kur’an, kurban etinin yenilmesini ve yoksulla paylaşılmasını istemiştir. Allah’a ve din adamlarına pay vermeyi öngörmemiştir. Oysa Tevrat’ta Tanrı’ya ve din adamına pay verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Maide Suresi’nde Hz. Muhammed’e şöyle seslenilir. “Onlara, Âdem’in iki oğlunun kıssasını doğru anlat; İkisi birer kurban sunmuşlar, birininki kabul edilmiş, diğerininki edilmemiştir. Kabul edilmeyen ‘ant olsun seni öldüreceğim’ deyince, kardeşi ‘Allah ancak sakınanların sunumunu kabul eder’ demiştir. Hacc Suresi’nde kurban ritüelinin amacı anlatılır. Allah’ın onlara rızk olarak verdiği hayvanları belli günlerde kurban ederken O’nun adını ansınlar. Siz de bunlardan yiyin, çaresiz kalmış yoksulu da doyurun. Kur’an’a göre Allah’ın kurbanın kanına ihtiyacı yoktur ve kan aracılığıyla bir ahit yapılmasını istememektedir. Yine Hacc Suresi’nde “Bu hayvanların ne etleri ve ne de kanları Allah’a ulaşacaktır. Allah’a ulaşacak olan ancak sizin O’nun için yaptığınız gösterişten uzak amel ve ibadettir denmiştir.

Bayramınızı kutluyor, gösterişten uzak, kansız, paylaşımı bol ve barış ihtiyacının duyumsandığı bir bayram diliyorum.

 

Bir Cevap Yazın