Balyoz davasına özel düzenleme

AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından başlayarak 2003-2004 yıllarında rutin darbe hazırlık ve planlarının yapıldığı bilinmektedir. AKP’yi kapatma davası ve Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı seçilmesini engellemeye yönelik 27 Nisan darbesi bu sürecin devamıdır. Gelinen noktada ise, Başbakan’ın danışmanı olan Yalçın Akdoğan, bütün darbeye teşebbüs davalarının meşruiyetini ortadan kaldıran bir iddiada bulundu. “Milli orduya kumpas.


Türkiye Barolar Birliği
derhal faaliyete geçti, kendilerini sadece beraatın tatmin edebileceğini belirterek hâkimlerin yargılanmasını talep etti. Ayrıca kanun değişikliği önerilerinde bulundu. Kuşkusuz darbe teşebbüsünde bulunanlar başarılı oldukları takdirde kimseye bu hakkı tanımayacaklardı ama gerçek bir demokrasi, darbe teşebbüsünde bulunanları da adil yargılanma haklarını gözeterek yargılamak zorundadır. Ancak bunun için Barolar Birliği Başkanı’nın peşine takılıp, kanunların genelliği ilkesine aykırı bir düzenleme yapılmasına gerek yoktur. CMK 311. Madde yargılamanın yenilenmesi başlığı altında Balyoz davası gibi kesinleşmiş davalar için hükümlü lehine bütün kumpasları karşılayacak nedenleri sıralamaktadır. Yarından itibaren aşağıdaki durumlara uyan bilgi ve belgelerin mahkemeye sunulması ile yargılamanın yenilenmesi mümkündür. 311. Madde aynen şöyle:

(1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür:


a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa.


b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa.


c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise.


d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise.


e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa.


f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir.


(2) Birinci fıkranın (f) bendi hükümleri, 4.2.2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile, 4.2.2003 tarihinden sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanır.


TBB
Başkanı’nın önerdiği formüle göre kesinleşmiş bir hüküm görevsizlik nedeniyle bozulup başka bir mahkemeye gidecek ve yeniden görülecek. Hukuk âleminde var olmuş bir mahkeme kararı kanunla ortadan kalkmış olacak. Bu mantığa göre gerektiğinde kanunla kesinleşmiş mahkeme kararları kaldırabilecektir. Verdiği kesinleşmiş kararları yasama tarafından kaldırılan bir yargı. Varılan nokta bu mu.

Eğer toplumsal ve siyasi barışın tesisini düşünüyorsanız her kesim için kalıcı formüller düşünmelisiniz. KCK ve Gezi davası sanıkları ne olacak. PKK üyeleri ne olacak. Öcalan’ın durumu ne olacak. Öncelikli mesele Terörle Mücadele Kanunu’nun kaldırılmasıdır. Siyasi ve toplumsal barış, yüzleşme, yeni anayasa inşa süreci ve siyasi afla birlikte sağlanabilir.


Başında Başbakan’ın bulunduğu hükümet panik hâlinde hukukiliği kendinden menkul önerilerin peşinden nereye savrulduğunun farkında mı?

 

Bir Cevap Yazın