Değişim siyaseti zorluyor

2013-06-13_100343

Taksim- Gezi Parkı’nda Topçu Kışlası yapılmasına itiraz edenler, aslında siyasi iktidarın ve muhalefetin karşılayamadığı toplumsal taleplere ilişkin bir muhalefeti simgeliyorlar. Siyasi iktidar, toplumsal muhalefeti barışçıl sivil bir eylemle gösteren gruba sabaha karşı şiddet uygulayarak müdahale etmekle abartılı özgüveninin ve öngörüsüzlüğünün kurbanı olmuştur. Böylece şiddet yöntemini benimsemeyen genç ağırlıklı toplumsal muhalefet, şiddet kullanan örgütlerin ve provokatörlerin kucağına itilmiş ve bununla birlikte hareketin Başbakan Erdoğan’a ve iktidara karşı şiddet içeren bir gösteri hâline dönüşmesine neden olunmuştur. Toplumsal muhalefeti temsil eden gençlerin, Cumhurbaşkanı Gül’ün ve Başbakan Vekili Arınç’ın basiretli davranışlarıyla gerilim bir ölçüde düşürülmüş, ancak Başbakan’ın yurda dönüşünden itibaren izlediği politika gerilimi tekrar tırmandırmıştır. Krizin iyi yönetilememesi sonucu Taksim ve çevresi İstanbul Valisi tarafından fiili OHAL bölgesi ilan edilmiştir.

Sabaha karşı şiddet kullanılması emrini bürokrasiye veren iktidar temsilcilerinin, bu operasyon sonucu meydana gelen insan kaybı ve maddi zararlardan, polisin stres altında uzun süre çalıştırılmasından dolayı hem hukuki hem siyasi sorumlulukları bulunmaktadır. Siyasi iktidar basiretsizliği ve öngörüsüzlüğü ile olayların başlamasının sorumlusu olmuştur. Uludere, Reyhanlı ve Gezi Parkı gibi olaylarla AKP iktidarının bagajı dolmuştur. Tüm bu olaylardaki hataları faiz lobilerine, dış güçlere, sermayeye ve iç düşmanlara bağlamak sağlıklı ve yararlı bir işaret değildir. Evet, bu olayların sonuçlarından bazı kesimlerin yararlanma isteği olabilir. Ama olayları bu nedenlere bağlayıp, kendi oy tabanını meydanlarda kışkırtıcı ve kutuplaştırıcı bir dille buna inandırmaya çalışmak hayırlı bir iş değildir. Bu nedenle Başbakan Erdoğan’ın danışmanlarıyla birlikte bir özeleştiri yapması ve bugün için hiçbir anlamı kalmayan bu askerî kışla projesinden vazgeçerek, mevcut alanın bölgenin akciğerleri olarak park şeklinde geliştirilip muhafaza edileceğini açıklaması gerekir. Bir bölgede bir meydanın, bir parkın nasıl düzenleneceğine Başbakan’ın karar vermesi katılımcı demokrasilerde sözkonusu olamaz.

Taksim’deki toplumsal muhalefetin sivil itaatsizlik eylemi, AKP iktidarını ve CHP’yi sarsmış ve şaşırtmıştır. Siyasi iktidarın estetik ve ekolojik kaygı taşımayan büyük binalar ve projelerle ilgili merkeziyetçi uygulamaları, bireysel ve toplumsal hayata müdahale olarak algılanan ve toplum mühendisliğine kayan kanun düzenlemeleri, bu değişikliklere yapılan itirazların özellikle Başbakan tarafından karşılanma tarz ve üslubu, katılımcı, özgürlükçü, çoğulcu bir demokrasi özlemi ve ekolojik, estetik değerler etrafında toplumsal bir muhalefet yaratmıştır. Bu muhalefetin lideri, örgütlenmesi ve teorik bir altyapısı yoktur. Siyasi bir bağlantısı da bulunmamaktadır. Neden toplumsal alanda fiili olarak ortaya çıkmıştır? Çünkü akacağı bir toplumsal kanal ve siyasi alanda bir karşılığı yoktur. Bu nedenle kurmaca, şeklî, sandıktan çıkan milli irade ile sınırlı bir demokrasi içinden kalkınmacı bir politika uygulayan AKP de, yüklü tarihsel bagajı altında ezilmiş, zaman tünelinde yolunu bulamayan ve sol alanı işgal eden CHP de fiili toplumsal muhalefet karşısında paralize olmuştur.

Bu hareket, teorik olarak, devletin, toplumun, bireyin, yurttaşın, sivilin, bölgenin, insanın, doğanın, ekolojinin, özgürlüğün, eşitliğin, etiğin, estetiğin, hakikatin, insaniyetin değerler üzerinden ve sistem dışından yeniden tanımını yapabilir, partiler, kamu kurumları, meslek teşekkülleri, sendikalar, okul, aile, ordu, cezaevi gibi hiyerarşik, şeffaf olmayan yapılanmaları eleştirel bir analize tabi tutma, egemenliğin merkezle bölgeler arasında paylaşılması ve böylece katılımcı, bireyi ve sivili ortaya çıkaran demokratik toplumu inşa etme projesini tartışma imkânını sağlayabilir. Ayrımcılığı ret eden, farklılıkları uzlaşma-işbirliği ekseninde, hukuk güvenliği altında koruyan ve onun üstünde insanı, insan onurunu şemsiye olarak tutan bir anlayışı ortaya koyabilir. Bunun yeni bir felsefe ve yeni sivil bir anayasa anlamına geldiği açıktır.

Toplumsal muhalefet, siyasete uyarıda bulunmuştur. Demokrasiyi geliştirmeyen, barış sürecinin içeriğini doldurmayan, ekolojik ve estetik kaygıları boşlayan bir AKP, oy kaybına uğrayabilir. Bu hareket, kendisine siyasi bir karşılık yaratırsa sol alanı işgal eden ve devlet partisi olan CHP’yi marjinalleştirebilir.

Değişim, genç ağırlıklı toplumsal muhalefeti öne çıkarmakta, gerileyen siyaseti zorlamaktadır.

http://www.taraf.com.tr/umit-kardas/makale-degisim-siyaseti-zorluyor.htm

Bir Cevap Yazın